Sri Lanka
November 30, 2011
Ezgi Eylem Üskül’den Sri Lanka
November 30, 2011

Sinan Aydın ile Sri Lanka

Maldivlerin kuzeyinde, Hindistan’ın güneyinde cennet ada, Sri Lanka, Seyyahhane’nin Asya rotasındaki ilk ülkesi.

Ay ışığında Hindistan cevizi ağaçlarının altında, turkuaz rengindeki Hint okyanusunun kıyısında başladı bu adadaki hikayemiz.

Sahilleri ayrı güzel, içindeki yağmur ormanları ayrı.

Adada yaklaşık 20 milyon kişi yaşıyor ama bizim gibi hepsi bir araya toplanmış değil. Adada gezerken insan kalabalığını hissetmiyorsunuz ama 20 milyon nüfusa karşı, Türkiye’nin neredeyse 10’da 1’i.

Buraya Sharjah aktarmalı geldik. Yazacağımız kitabın hazırlıklarıyla geçti ama ne olursa olsun 15 saatti beklediğimiz süre. Yorulduk.

Tabii bu yorgunluğu ancak bu turkuaz rengindeki sulara bırakabilirdik. Biz de hiç düşünmeden öyle yaptık… Planlarımıza göre adanın içinde toplam 1100 kilometre yol yapacaktık. Yorgunluğumuzu attıktan sonra hiç vakit kaybetmeden ertesi gün adanın içlerine doğru ilerledik. Her ülkede olduğu gibi burada da geleneği bozmadım. İlk iş buranın en büyük botanik bahçesini gezdim. Arkasından buranın kültürel yerlerini fotoğraflamaya gittik. Altın tapınaklar, Hindu ve Budizm yerleşkeleri, adanın en güzel yerlerinden biri olan ve bir krallığı içinde barındırmış Sigiriya.

Ve Seylan çayı! Sri Lanka dünyanın çay merkezi.  İş böyle olunca tabi yerinde görmek lazım. İşte dedim ya görmek lazım hani bizdeki o Doğu Karadeniz’in çay vadileriyle kıyaslayınca sanırım burası yüzlerce katı. Dağların, vadilerin içi olduğu gibi çay tarlaları… 1800’lerde İngilizlerce kurulan plantasyonlar zamanla Sri Lankalılara devrolmuş.

Biz buradayken ilginç bir olayla karşılaştık. Ada’da ilk defa bir otoban yapılmış ve biz buradayken açılmıştı. Biz de ilk kullananlardan olduk tabi. Yolumuzu 7 saate düşürerek adanın güney batısındaki sahillerine ulaştık. Galle’li şu meşhur küçük bir sopa üstünde balık tutan balıkçıları fotoğraflamadan olmazdı.

Ada’da sanırım yaşadığım en ilginç olay akşam yemeğine çıktığımız bir restoranda  oldu. İçeriye girerken kapıda nereli olduğumuz sorulmuş biz de gayet kibarca söylemiştik. Sipariş almaya gelen kara-kuru yerli bir garson bana bakıp uuu ayuboğan deyince epey bir kıkırdadık binlerce kilometre uzakta. Adamın şaşkın şaşkın bize bakmasıyla anlaşılmıştı her şey…

Sri Lanka’da, Ayubowan merhaba demek! :)

Sabahları her ne kadar ananas, papaya gibi meyvelerle kahvaltımızı yapsak da eksik etmedik rakımızı, türk kahvemizi… Ve şimdi kuzeye, Hindistan’a çıkıyoruz.

Planladığımız gibi 1100 kilometre yol yaparak, sahillerinde yüzdüğümüz, tarihine doyduğumuz, yağmur ormanlarında fillere çarpmamak için olabildiğince yavaş ilerlediğimiz adadan ayrılıyoruz.

Hindistan’da görüşmek üzere!

Bu arada bu yazıyı ayaklarımı o turkuaz rengindeki sulara sokmuş Hindistan cevizi ağaçlarının gölgesinde yazıyorum:)

Sri Lanka’dan Sevgilerle!

Sinan AYDIN

Not:Fotoğraflarımı albümlerimizde bulabilirsiniz.